Elbette, Google’ın Helpful Content ve Spam politikalarına tamamen uygun, doğal ve özgün bir dille, makale yapısını koruyarak içeriği yeniden düzenliyorum:
CHP Bandırma İlçe Başkanı Remzi Poyraz, Prof. Dr. Süheyl Batum’un konuşmacı olarak yer aldığı bir söyleşi sırasında yaşanan gerginliğin ardından önemli bir açıklamada bulundu. Poyraz, bu açıklamasında siyasi eleştirinin haklı yerinin olduğunu ancak bu eleştirilerin tarihsel mirasa yönelik küçümseyici bir yaklaşıma dönüşmemesi gerektiğini, bu iki kavram arasında net bir ayrım yapılması gerektiğini dile getirdi.
Bandırma’da gerçekleştirilen bir etkinliğin ardından dikkatler, siyasi partilerin yönetim ve kararlarının eleştiriye açık olmasına karşın, bu eleştirilerin partilerin köklü geçmişlerini ve tarihsel kimliklerini aşağılayıcı bir söyleme dönüşmemesi gerektiği tartışmasına çevrildi. Bu bağlamda, Cumhuriyet Halk Partisi Bandırma İlçe Başkanı Remzi Poyraz, 22 Ekim 2026 Perşembe akşamı Eken Prestij’de gerçekleşen ve tansiyonun yükseldiği organizasyonun akabinde yazılı bir basın duyurusu yayımladı.
Söz konusu söyleşi, Atatürk Düşünce Derneği ile Bandırma Rotary Kulübü’nün iş birliğiyle düzenlenmiş olup, Prof. Dr. Süheyl Batum ve Çağdaş Bayraktar’ı konuşmacı olarak ağırladı. Poyraz’ın aktardığı bilgilere göre, Batum’un sunumu “Türk milleti aptaldır” şeklindeki ifadelerle başlamış; ardından “mutlak butlan” kavramı üzerinden Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik eleştirel değerlendirmelerde bulunmuştur. Etkinlik esnasında Poyraz ile yaşanan sözlü gerginliğin ardından yapılan bu açıklamada, CHP’nin köklü tarihine, siyasi eleştiriye olan yaklaşımına ve demokratik tartışma adabına vurgu yapıldı.
Poyraz, basın açıklamasında Cumhuriyet Halk Partisi’nin geçmişinin, mevcut yönetimle ilgili güncel tartışmalardan bağımsız olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bir mahkeme kararını hatalı veya isabetli bulmak mümkündür. Kararın hukuki temellerini sorgulayabilir, gerekçelerini eleştirebilirsiniz. Benzer şekilde, bir siyasi partinin yönetim anlayışına muhalefet edebilir, görevdeki kişilerin izlediği politikaları ve icraatlarını denetleyebilirsiniz. Tüm bunlar, demokratik yaşamın vazgeçilmez ve doğal unsurlarıdır. Lakin, yöneticilere yönelik hissedilen kızgınlığın bir sonucu olarak Cumhuriyet Halk Partisi’ni ısrarla ‘Butlan CHP’si’ olarak nitelemek, eleştirel yaklaşımın ötesine geçen, aşağılayıcı bir davranıştır.”
Açıklamasında Poyraz, CHP’nin, kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan, köklerini şanlı Millî Mücadele’den alan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine ile devrimlerine öncülük etmiş köklü bir siyasi oluşum olduğuna dikkat çekti. Partinin tarihi boyunca bağımsızlık ülküsü, halkın egemenliği, laiklik prensibi ve aydınlanma çabalarının rehberlik ettiğini dile getiren Poyraz, bu paha biçilmez tarihsel mirasın, herhangi bir dönemin yönetim kadrolarına duyulan memnuniyetsizlik ya da siyasi çekişmeler uğruna göz ardı edilemeyeceğini, değersizleştirilemeyeceğini ısrarla belirtti.
POYRAZ, SİYASİ ELEŞTİRİ İLE AŞAĞILAMA ARASINDAKİ AYRIMA VURGU YAPTI
Sözlerinin ilerleyen bölümlerinde Poyraz, siyasi partilerin yönetim kadrolarının eleştiriden azade olmadığını vurgulayarak, demokratik ilkelerin, şeffaflığın, hesap verebilirliğin ve parti üyelerinin söz söyleme, yetki kullanma ve karar alma haklarının eksiksizce güvence altına alınması gerektiğini ifade etti. Partiye olan aidiyet duygusunun, gözlemlenen hatalar karşısında sessiz kalmayı gerektirmediğini dile getiren Poyraz, eleştirel yaklaşımların yüzeysel ve sert ithamlardan öte, güçlü temellere ve sorunlara çözüm bulma gayesine dayanması gerektiğinin altını çizdi.
Poyraz, “mutlak butlan” teriminin hukuksal zemindeki kullanımının ve bu kavramın bir siyasi oluşumu sürekli olarak nitelendirmek amacıyla kullanılmasının birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti. Hukuki anlaşmazlıkların, kendi özel bağlamları, somut kanıtları ve gerekçeleri doğrultusunda ele alınması gerektiğinin önemine değinen Poyraz, hukuki nitelikteki tartışmaların, bir partinin tüm tarihini ve siyasi kimliğini özetleyen bir damgaya dönüştürülmesinin, mevcut problemleri açıklığa kavuşturmak yerine, toplumsal gerilimi artırabileceği görüşünü savundu.
Siyasi müzakerelerde kullanılan üslubun demokratik hayat için hayati bir rol oynadığına işaret eden Poyraz, herhangi bir siyasi kimliğe yönelik aşağılayıcı ifadelerin reddedilmesi gerektiğini vurgularken, aynı nezaketin diğer siyasi görüşlere de gösterilmesi gerektiğini belirtti. Karşılıklı aşağılama eğiliminin yaygınlaşmasının, bireylerin birbirlerini anlama ve dinleme kapasitesini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Poyraz, farklı fikirlerin, toplumsal birlikteliği zedelemeyen bir çerçevede ele alınmasının kritik önemini bir kez daha hatırlattı.


