Ana Sayfa Arama Galeri Video
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
bandırma web tasarım

Gönen Çayında Oksijen Oranı Alarm Veriyor: 0,13’e Düştü!

Gönen Çayı’ndaki kirliliğe dikkat çekiyoruz! Prof. Dr. Mustafa Sarı’nın raporuna göre, çözünmüş oksijen seviyesi tehlikeli şekilde düşük. Bilgi al, harekete geç!

Gönen Çayı'ndaki kirliliğe dikkat çekiyoruz! Prof. Dr. Mustafa Sarı'nın raporuna

Gönen Çayı’ndaki Oksijen Krizi: Acil Eylem Gerekiyor

Gönen Çayı’nın Bostancı mevkiinde çözünmüş oksijen oranının 0,13 seviyesine kadar gerilediğini açıklayan Prof. Dr. Mustafa Sarı, bu kritikte bir değerin canlı yaşamı için ne denli tehlikeli olduğunu vurguladı.

Gönen Çayı’nın mevcut kirliliği üzerine derinlemesine bir rapor hazırlayan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, bu konuda bilgi almak amacıyla Gönen Kent Konseyi Başkanı Samet Arıker ve Yürütme Kurulu Üyeleri Mehmet Akbaba ile Özgür Aksakal tarafından ziyaret edildi. Ziyaret sırasında, çözünmüş oksijen seviyesindeki kayda değer düşüşe dikkat çekildi.

Oksijen Seviyeleri Ne Anlama Geliyor?

Prof. Dr. Mustafa Sarı, Gönen Çayı’ndaki çözünmüş oksijen oranları hakkında çarpıcı veriler sundu. Örneğin, Balcı mevkisinde bu oran 11,70 seviyesinde ölçüldü ki bu da neredeyse içme suyu kalitesine yakın bir değer. Ancak Bostancı’ya gelindiğinde, bu oran 0,13’e kadar düştü. Sarı, bu seviyede bir suyun içinde hiçbir canlının yaşayamayacağına dikkat çekti.

Bu durum, özellikle ekosistem dengesini tehdit eden ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Prof. Sarı, mevcut durumun acil bir eylem planı gerektirdiğini belirtti. Eğer gerekli adımlar zamanında atılırsa, Gönen Çayı’nın sadece iki yıl içinde eski sağlıklı günlerine dönebilmesi mümkün olabilir.

Gelecek İçin Umut Var mı?

Gönen Kent Konseyi yönetimi, kirlilik sorununu gündemde tutmaya kararlı olduklarını ifade etti. Tüm paydaşların sorumluluklarını yerine getirmesi ve çevre koruma konusunda ortak hareket etmesi gerektiğinin altını çizdiler. Bu tür çabalar, sadece Gönen Çayı’nın değil, bölgedeki biyolojik çeşitliliğin de korunmasında hayati bir rol üstleniyor.

Sonuç olarak, bu tür çevresel sorunlar sadece yerel halkı değil, aynı zamanda tüm ekosistemi etkiliyor. Bu nedenle, herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi büyük önem taşıyor.

  Kaynak : Haber Merkezi