“Süper” olarak pazarlanan “diyet” denizinin ortasında, basit bir hakikatin izini sürmek kolaydır: Sağlık. Araştırmalar, çok çeşitli besinlerden oluşan diyetlerin tamamının (çoğunlukla sebzeler, meyveler, sağlıklı yağlar ve kepekli tahıllar) sağlıklı olduğunu göstermektedir. Ve bu sağlık resminin büyük bir kısmı zihinden geçiyor. Sağlıklı olduğunu bildiğimiz yiyeceklerden oluşan diyetler, depresyon riskinin azalmasıyla tutarlı şekilde bağlantılı. Ülkeler arasında, kültürler arasında ve en önemlisi yaş grupları arasında yapılan çeşitli çalışmalar, diyet ve depresyon ilişkisini doğruluyor.

Sağlıksız beslenme, orta ve yüksek gelirli ülkelerde erken ölüme neden olan ana etkenlerden biridir. Aynı zamanda, zihinsel bozukluklar, depresyon ve çeşitli hastalıkların önde gelen nedenidir. Depresyon çok faktörlü bir hastalıktır, ancak genetik öykü ve erken yaşam travması gibi bu faktörlerin çoğu kolayca değiştirilemez. Depresyonu önlemek için, değiştirebileceğimiz faktörleri düşünmeliyiz.

Diyetin ruh sağlığı üzerindeki etkisi

Diyet, bağırsak ve mikrobiyotayı etkileyen en önemli faktör gibi görünmektedir. Bağırsak ve mikrobiyota, beyin sağlığı için olduğu kadar bağışıklık sistemi, vücut ağırlığı ve metabolizma işleyişinin neredeyse her yönü için gerçekten önemlidir. Mikrobiyotayı sadece diyetinizi değiştirerek birkaç gün içinde değiştirebilirsiniz.

Bu nedenle, sağlıklı olduğunu bildiğimiz yiyeceklerden oluşan diyetler (meyve ve sebzeler, tam tahıllar, balıklar, yağsız kırmızı etler, yağlı tohumlar, baklagiller ve zeytinyağı gibi) depresyon riskinin azalmasıyla bağlantılıdır. Diyetleri abur cubur ve işlenmiş gıdalar içeren insanlar depresyon açısından daha yüksek risk altındadır.

Sağlıklı diyet

Diyetiniz temel olarak tüm yiyeceklerden oluştuğu sürece, tükettiğiniz yiyeceklerin bileşenleri konusunda özel olarak ilgilenmenize gerek yoktur. Besin alımınız ne kadar çeşitli olursa, bağırsaklarınızda yaşayan bakteriler o kadar fazla çeşitlenir ve bu da sağlıklı bir bağırsak florası oluşturur.

Bağırsakta bulunan mikrobiyota, diyet lifi ile beslenir. Bunlar sebze ve meyveler, mercimek, baklagiller, nohut, fasulye ve kepekli tahıllar gibi yüksek lifli yiyeceklerden elde ettiğiniz şeylerdir. Bu yiyeceklerin hepsinde diyet lifi vardır ve bakteriler için yiyecek sağladıklarından diyet lifi gereklidir. Lif parçalandığında, mikrobiyota kısa zincirli yağ asitleri olarak da bilinen metabolitler üretir. Bu kısa zincirli yağ asitleri gen aktivitesini, metabolizmayı ve vücut ağırlığını etkiler; ayrıca bağışıklık sistemimizi derinden etkiler ve bu da depresyon riskini etkiliyor.

Diyetin bir başka yönü polifenollerdir . Bunlar meyve ve sebzelerde, bitter çikolatada, yeşil çayda ve kırmızı şarapta bulunur. Bu polifenoller bağırsak için çok önemlidir ve ayrıca kilo alımını önleyebilirler.

Yağlara gelince; balıklardan elde ettiğiniz çoklu doymamış yağlar bağırsaklarınız için faydalıdır. İşlenmiş gıdalardan ve kırmızı etlden elde ettiğiniz doymuş yağ, bağırsakta daha az sağlıklı bakteri üremesine neden olabiliyor. Yoğurt veya kefir şeklinde fermente edilmiş besinler, bağırsaktaki hem sağlıklı bakteri hem de metabolitlerin çok değerli kaynaklarıdır.

Bunların hepsi sadece vücudumuzun sağlığı için değil aynı zamanda beyin sağlığımız için de önemlidir. Tabii ki, yelpazenin diğer ucunda, abur cuburlarda çok miktarda kullanılan yapay tatlandırıcılar ve basit şekerler, bağırsak üzerinde olumsuz bir etkiye sahip görünüyor. Basit şekerler, ilave yağlar ve şekerler bakımından yüksek gıdalardan kaçınılmalıdır. Bu tür yiyeceklerin miktarının yüksek olduğu diyetler sürekli olarak daha yüksek depresyon riski ve düşük beyin sağlığı ile bağlantılıdır.

Dyt. Serkan Sıtkı Şahin

Kadinvekadin.net