Ana Sayfa Arama Galeri Video
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
bandırma web tasarım

AYDIN ÖZEN KANAL BANDIRMA PROJESİNİ AÇIKLADI

Bu haberin fotoğrafı yok

aydin-ozen2Ak Parti Bandırma Belediye Başkan Aday Adayı İnşaat Mühendisi Aydın Özen, Bandırma’yı gerçek anlamda denizle buluşturacak, Erdek ve Bandırma Körfezlerini birbirine bağlayacak, çevresine kurulacak yeni yaşam alanları ile Bandırma’nın nüfusunu 500 binlere yükseltecek projesinin detaylarını BANDIRMA ŞEHİR’e açıkladı.

30 Mart yerel seçimlerinde Bandırma Belediye Başkanlığı’na Ak Parti’den Aday Adayı olarak talip olan İnşaat Mühendisi Aydın Özen, 15 yıldır üzerinde adım adım çalıştığı projesini açıkladı. Özen “Kanal Bandırma” projesiyle bir anda gündeme oturdu. Bizler de projeleri, fikirleri ve özgeçmişi ile bir anda aday adayları arasında popüler olmayı başaran Özen ile bir ropörtaj gerçekleştirdik.

Sayın Özen, sizi tanıyabilir miyiz? Bizlere kısa biyografinizi ve bugüne kadar siyaset ve iş dünyanızda hangi çalışmalara imza attığınızı açıklar mısınız?
Ben Tophisar Köyü’nde doğdum. 1989’da üniversiteden mezun oldum Balıkesir’de büro açtım. Çalışmalara başladım. Bu süreçten sonra her insan gibi geçim endeksli bir hayat, doğrularınız adına bir hayat sürmeye başladım. 1990 yılında o döneme kadar Refah Partisi ile veya eski adı MGV ile çok bağlantım olmamıştı. Çok arkadaşım vardı ama bire bir yakın temasım yoktu. 1989 yılında Tayyip Erdoğan İstanbul İl Başkanıydı. Balıkesir’e geldi, dinledim kendisini bugün nasıl toplumun katmanlarında konuştuğu zaman inandırıcı bir özelliğe sahipse vücut diliyle yaptığı anlatımı çok hoşuma gitti. Bu adam benimle örtüşen bir insan dedim. Buradan hareketle ben Refah Partisi’nin içine girdim. 1990 il seçimlerinde İl Başkanlığı’nın daveti ile partiye katıldım ve seçimlerde Halkla İlişkilerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı oldum. İki yıl kadar bu göreve devam ettim ama sonrasında bu olay çok hoşuma gitmedi. Bireysel olarak istediğim oranda uyum sağlayamadım. Oradan kendimi çektim ve biraz daha vakıf faaliyetlerine yöneldim. 1994 yılında 27 Mart seçimleri olunca ortağımın abisi Tuzla İlçe Başkanıydı. Seçim sonrası davet ettiler İstanbul’a gittim. İstanbul maceram çok renkli geçti. 3-5 ay Tuzla’da bulunduktan sonra hemen beni Büyükşehir’e yolladılar. İlçe Belediyesi’nden Büyükşehir Belediyesi Yapı İşleri Müdürlüğü’ne geçtim. 3-4 yıl çok aktif bir çalışmam oldu. Tayyip Erdoğan’ın Başkanlığı döneminde. Tabi Tayyip Erdoğan ile ayda bir karşılaştım. Tayyip Erdoğan beni görse hayatta ne bilir ne tanır. Ama o dönemler İstanbul’da bir “Ben Tayyip Bey’in kankasıyım” modu vardı. Tabi Tayyip Bey de 1994 seçimlerinde 4 kez bütün İstanbul’u bölge bölge, mahalle mahalle taramıştı. Ben emrinde çalışan bir personel olmama rağmen Tayyip Bey’le görüşmem tanışmam olmadı ama illa ki açılışlarda temel atmalar da karşılaşıp tokalaştık.
Yaşamınızda İstanbul’un yeri ve önemi nedir?
O yıllar benim için çok renkli bir dünya oldu. Benim amacım İstanbul’a gidip memur, müdür olmak değildi. Zaten Balıkesir’de iyi bir kazancım vardı. O zaman iyi hatırlıyorum aylık 15 milyon lira sabit kazancım vardı. 8,5 milyon maaşla İstanbul’a gittim. Bu tamamen bir ideolojik hareketti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin o dönem 36 bin personeli vardı. Benim çalıştığım Yapı İşleri’nde 160 mühendisdik. Ben 36035 nolu personeliydim. 160 mühendisin içerisinde 4 tanesi Refah döneminde gelmişti. 7×24 çalışıyorduk hiç hilafsız. O dönemde Eyüp’te yapılan çalışmaların kontrolünü yaptım. Habitat konferansı için yapılan çalışmalarda görev aldım. Bostancı – Erenköy Sahil Dolgu sahası projesinde görev aldım. Bostancı – Erenköy projesi 73 milyon TL bedelli bir projeydi. 16 ay sürdü. Eyüp’teki işimin değeri 20 milyon TL civarındaydı. Her öğrendiğimi kaydettim. Bir gün bir yerde kullanırım diye. Çocuklarım okula başlayınca İstanbul’dan geri döndüm. Bandırma’da DLH Binası vardı İDO’nun yanında orada Kontrol mühendisi olarak çalıştım. Bu süreçte civar sahillerde düzenlemeler, kıyı yapıları, Bursa – Yenişehir Havaalanı’nın Kontrol Mühendisliği görevlerinde bulundum. Çanakkale Gökçeada Havaalanı’nda kısmen Kontrol Mühendisliği yaptım. Bandırma DLH Bursa’ya taşınınca daha fazla durmak istemedim ve ayrıldım. 2009’da EnerjiSA’da Kıyı Yapıları Danışmanı olarak 2,5 yıl görev yaptım. Santrali çalışmaya aldık ve ben ayrıldım. Bugün de Edincik altında bir Liman çalışmam var, Adana Serbest Bölgede bir çalışmam var. Eyüp’te çalıştığımı ifade ettim. Oralarda 13 tane kilise var. Bütün zangoçlarını, papazlarını tanıyorum. Bir gün meraktan orada Patrikhane’nin Zangoç’u ile konuşurken dedim ki “Bana bir şey anlat. Ben size müthiş kızıyorum. En ufak şeyde Yunan Gavuru diyorum, düşman diyorum. Yani ötekileştirdiğim bir kitlesiniz. Ben size neden kızdığımı bilmiyorum. Ama kesin olarak çok kızıyorum, babam da çocuklarım da kızıyor. Ama ne yaptınız da kızıyoruz” dedim. Bu kendi içinde bir ironiydi. Tıpkı Bandırma’ya denizi getireceğim ironisi gibi. Bir sorgulamaydı.
Bandırma Belediye Başkan Aday Adaylığı süreciniz nasıl gelişti. Bu kararı nasıl aldınız? 
Belediye Başkan Adaylığı konusunda genel konseptin dışından geliyorum. Eşim Ak Parti’nin kurucusu 2001 yılında. Ak Parti ile organik bağı var olan biriyim. Başkanlığı düşünürken her insan prototip olarak kafasında ilk önce karar verir. Ya bir siyasal coğrafyanız vardır, ya biri gelir size aday ol der, ya da dersiniz ki ben falanca teşkilatın gençlik kollarından geldim, yönetiminden geldim, ben Başkan olayım bari dersiniz. Bunu dedikten sonra realize ettiğiniz zaman başlarsınız projelerinizi oluşturmaya. Neden Başkan adayı olduğunuzu anlatmaya. Benim olayım bunun tam tersi. Benim Başkan adaylığı sürecim bu değerlerden hareketle ulaşılmış son nokta değil.
ÜÇ KÜÇÜK HİKAYEM VAR…
Üç tane küçük hikayem var. Bu üç küçük hikaye bugünkü Başkan Aday Adaylığı sürecime dair değer taşıyor. 1998 yılında Bandırma’dayım. Çok değerli ve meslekte de önderim diye kabul ettiğim bir ağabeyim vardı, Tuna Gürbey. Mühendis doğmuş bir insan. Bana dedi ki, Kapıdağ’ın altında bir kanal varmış dedi. Ben bunun bir projesini çalıştım dedi. Hikayemin sayfasının biri burası. İkinci hikaye 1999 yılında Bandırma Balıkçı Barınağı ve Sahil Dolgu Sahası düzenlemesi işimiz vardı, bende onun Kontrolörüyüm. Ödeneği falan olmadığı için yürümeyen bir işti. Burası ile ilgili olarak Bandırma Ticaret Odası başvurmuş. İptal edin, Bandırma’ya Balıkçı Barınağı gerekmiyor diye. İkinci hikaye buradan başlayan bir hikaye. Üçüncü hikayemiz 2004 yılında Cemal Ağabey Belediye Başkanı olduktan sonra hasbel kader bulaştığım bir projeyi onaylamak üzere Tatlısu’yu keşfettim. Muhtar Nihat Terzioğlu ile görüştük. Bir baktım 11 bin 700 dekar konut yapmaya müsait hazine arazisi var. Benim bugün kü Başkanlık hikayem bu üç hikaye üzerinden senaryo edildi.
Bandırma Belediye Başkanlığı için Aday Adayı olduğunuz da “Bandırma’ya deniz getireceğim” diye ironik bir cümle kullandınız. Bandırma Sahil Bandı projesinde imzası olan biri olarak Bandırma’nın gerçek anlamda denizle buluşamadığını mı düşünüyorsunuz?
Ben bir Sahil Bandı projesi çalıştım. Bu aşamada bir öğrendim ki bizim Bandırma’nın sahili sahil değilmiş. DLH’nın olduğu yerden mendireğe kadar olan yer Liman Geri Sahasıymış. Fakat ilginç olan bu bilgiyi Belediye Başkanları bilmiyor. Uğrak, Kristal hepsi orada, Bandırma Belediyesi İskelesi ve Çelikspor dışında bütün alan liman geri sahası. Bandırma’nın denizi menizi yok yani. Ruhsat falan da yok. Bu durumdan hareketle Sahil Bandı’nın ne kadar önemli olduğunu herkese anlattık ama netice alamadık. Cemal Ağabey Başkanlığa geldiğinde ne yapacağımız çakacağımız çiviye kadar hazırdı. Seçimde görevi devraldıktan sonra kepçelerle girdik. Bir hafta sonra değil, aynı gün girdik. İyi bir operasyondu, çok kalbi bir çalışmaydı. Oraya iki tane daha ilavemiz vardı. Biri mevcut limanın projesi ki bende var o proje. İkincisi Rahmetli Nusret Çolpan Ağabey’in dünyada yetişmiş bir değer, minyatür sanatçısı. Onun havuz, fener ve Kuşcenneti olarak da üç projesini buraya çekerek onunla birlikte sahilde yapılacak bir çalışma. Ticaret Odası binasının bulunduğu yerden Dutliman’a kadar bir senaryo yazdık. Buraya Bandırma Sahil Senaryosu dedik. Ulaştırma şartları değil hepsini çalıştık. İDO bize iki mimar gönderdi. Yıldız Teknik’ten bir hocamız geldi, Nusret Çolpan Ağabey ile çok güzel bir çalışma ortaya koyduk.
Bandırma her geçen gün gelişen ve göç alan bir kent. Ama görüyoruz ki şehirleşme açısından bir kaosa girmiş durumda. Bandırma sizin döneminizde nasıl ve ne yöne gelişecek?
Şehir Plancısı arkadaşlarla hep sorguluyorduk. Bandırma nereye gidiyor? Tespih tanesi gibi Balıkesir yolunda endüstri mi olmalı? Levent evlerinin oraya mı gitmeli, göle doğru mu gitmeli? Bir sürü planlar var. Tatlısu’da kalıyordum. Bir baktım ki Tatlısu Poyraz rüzgarının kesilmesi nedeniyle nefis bir yaşam kalitesinde. O zaman oğlum rahatsızdı, hastaneden çıkamıyordu. Bandırma’da da her 10 çocuktan 6’sının bronşiyal astım rahatsızlığı vardı. Çünkü poyraz rüzgarı hakimiyetinde bir yer Bandırma. 10 km ötesinde bir göl var. İkisinin arasında oluşan bir negatif manyetik alan var. İnsan sağlığı açısından çok kötü bir yer Bandırma. Ama Tatlısu tarafı bunun tam tersi, oraya gitti mi benim çocuğum mışıl mışıl uyuyor.
11 bin 700 dönümlük arazi bize bir esin kaynağı oldu ve Bandırma’da kıpırdayacak bir yer yok gelin yeni Bandırma’yı buraya oluşturalım dedik. Cemal Ağabey ile konuştuk. Varmısın arkamızda duruyor musun dedik, duruyorum dedi. Tatlısu’ya gittik, milleti bir ayağa kaldırdık, halk oylaması yapıldı, yüzde yüz Bandırma’ya katılma kararı çıktı. O günün şartları oldu olmadı, unutuldu gitti. Bir efsaneydi ve Bandırma’ya nefes aldıracak bir yerdi. 100 bin nüfusu barındıracak bir yerdi.
Aday Adaylığı sürecinizde kısa zaman önce açıkladığınız ve Bandırma adına çılgın proje denilebilecek “Kanal Bandırma” ile dikkatleri bir anda üzerinize çektiniz. Bu projenin detaylarını anlatır mısınız bizlere?
Her yaşadığınız olay sizin hayalinizi derinleştiriyor. 98 yılında Tuna Ağabey bana kanaldan bahsetmişti. Tuna Ağabey buranın projesini çalışmış. Tüm detaylarını biliyorum ben. En son Edincik Limanı’nda çalışırken, Edincik Limanı’nın da ÇED raporu onay aşamasında bekliyor proje. Bunun deniz araştırmalarını yaparken ben kanalı merak ediyordum hep. Şehir giderek gözümde büyümeye ve taşlar yerine oturmaya başladı. Şirinçavuş’ta EnerjiSA ile başlayan, yanında koroman Çelik, Çolakoğlu, Akdeniz Kimya ile devam edecek bir endüstriyel bant geliyor. Banvit’imiz, Şeker Piliç’imiz, Bagfaş’ımız var. Ama artık Bandırma bir segment atlayacak büyüyecek fakat büyüyecek yeri yok. Bandırma’nın bir mahallesinde 500 tane bina var, her bina da bir çocuktan 500 küçük çocuk var ama bakarsanız 5 tane çocuğun oynayacağı bir yer yok. Domino taşı gibi apartmanlar, yaşam kalitesi çok düşük. Denizle hiç alakası yok, denizle küsmüş bir toplum. Bu bağlamda baktığınız zaman yeni Bandırma hayalini Tatlısu Dalyan’dan başlattığınız zaman bir kanal senaryosu ile sosyal mekanları zenginleştirdiğiniz zaman, 870 dönümlük gel git hareketleri ile şişmiş bir alan o kanalın olduğu bölge. 870 dönüm burasını komple yüzme havuzları, sosyal tesisler, piknik alanları olarak düzenlediğimizi düşünün hayal edin. Bandırma’yı da Dalyan’dan bu yana yatırarak bir çizgiyle körfeze doğru, Edincik altı petrol sahalarını geçtikten sonra Hıdırköy’e kadar uzanan bir hat.
Bandırma’nın bir Belediye iskelesi var. Hani diyorum ya ben Hazine’nin üstünde durup da dilenenler diye. Hazine’nin üzerinde oturuyoruz Bandırma olarak. Ama biz o Belediye iskelesini granit döşeyerek yayalaştırdık, şimdi neye yaradığı belli değil, çürütüyoruz orasını. Halbuki müthiş bir geliri olan, Bandırma Belediyesi’ne ait ve Bakanlar Kurulu kararında da istisna tutulmuş bir yer. Şimdi buraya getirdik iki gemi koyduk hayal edelim. Ring seferlerle, Tatlısu’ya gittik, kanaldan geçtik, Edincik Narlı’dan Hıdırköy istikametine devam ettik. 500 bin lik bir nüfustan bahsediyorum. Neticede Belediye Başkanlığı şehre ruh katmalı. Öyle reklamınızı yapıp, Sayın Başkanım dedirtme hikayesi değildir. Tabi bu da vardır içinde ama bu işin rengidir. Asıl amaç şehre ruh katmaktır. Böyle baktığınızda bir şehir hayal edin. Bandırma’da bir süre sonra daha rehabilite edilmiş yapıları, karşıya daha modern bir şehri, ortaya kanal geçişini, tabi bu kanal projesi devletin bütün bölümlerini ilgilendiren büyük bir proje. Genelkurmay’dan, Biyolojik Doğal Çevre’ye kadar.. her konuyu ilgilendiren bir proje. Kanal İstanbul’dan sonra kanal olabilecek tek yer. Çünkü tarihte burası bir kanaldı. Bu proje gerçekleşirse Bakan’ın, milletvekilinin peşinden koşmanıza hiç gerek yok, zaten il olursunuz, şehir olursunuz. Hem de Büyükşehir olursunuz, tarihi bir rol üstlenirsiniz. Bugün kilise’nin bulunduğu yere İstanbul’dan iki üç tane özel üniversite getirirsiniz, senatoryumdan başlatırsınız orasını, orasını bir kültür alanı yaparsınız, çünkü doğal sit orası. Oraya yapılaşmayı sokmazsınız, bir eğitim kompleksi haline getirirsiniz. Siz yeni bir İstanbul yaratırsınız. Ben bu hayali gördüm. Bu hayali görünce her geçen gün üzerine bir bina yaptım. Bunu bugün Başkan olayım diye değil, 15 yıldır varolma ve kimlik kavgamın bir sonucu olarak gördüm.
BU PROJENİN BİR AK PARTİ PROJESİ OLMASINI İSTERİM
Biz sahil bandını Dutliman Köyü’nde Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Kenan Çınar ile kurtardık. Bandırma’nın teşekkür etmesi lazım o adama. Kimse bilmez, 30 kişiyi örgütledi biz o 30 kişiyle Binali Yıldırım’ı ikna ettik. Rahmetli İsmail Çolak, ben ve Kenan Ağabey. Başka kimse yoktu kavram bölüm olarak. O gün başlamıştık, bugüne geldiğimizde ben bu proje ile karşınıza çıkmak istedim. Bu projenin hiçbir yerinde siyasi kaygı yok. Diğer siyasi kavramlarım ve kabullerim var her insanın olduğu kadar. Ben bu projeyi ortaya koyarak bunun bir Ak Parti projesi olması gerektiğine inanıyorum. Bunu yapan Alp Bostancı mı, Cem Yalçın mı, Göksel Karlahan mı, Bora Öziş mi olur, ya da herhangi bir bilmediğim biri mi olur bu benim hiç umrumda değil. Bir ve birlikte olarak biz bu projeye sarılırsak, ne 2014 seçimlerinde takılırız, ne de bundan sonra ki üç seçimde takılırız. Eğer seçim bugün kü konjektürel yapıyı ilgilendiren bir olaysa ben bu seçimi alırım. Aydın Özen olmasa da Ak Parti bu proje ile seçimi alır. Ben bugün aday adaylığım adaylığa dönüşür ve Belediye Başkanı olursam genel sistemi ayarladığımda ilk başladığım proje Rahmetli Nusret Çolpan fener projesidir. Ben bunu yapamasam da yarına birgün yapıldığında bu Aydın Özen’in projesidir deseler o bana yeter. Ben çocukluğumdan itibaren bir kimlik kavgası verdim. Aynı zamanda da yaşadığım tecrübelerle mesleğimde bir şey keşfettim ve bunu doğru bir proje olarak sunmaya çalıştım. Bunu Aydın Özen mi yapar, başkası mı yapar mesele değil. Başkanlığa aday adayı olduktan sonra kısa bir zamanda bunu üretmedim ben. 15 yıl bu projeyi evimde anlattım her gün. Turhan Çömez’e anlattım bana manyak dedi. Bu Bandırma’yı geleceğe taşıyacak tek proje. Tophisar köyünde doğdum, borcumu ödemek için de camisinin projesini yaptım. Bir tek Edip Ağabey ile gidip görüşmekten başka aday adaylığı sürecimde ne İl Başkanı ile ne başkası ile görüşmedim. Benim hikayem bu, dileyen çok hafife alır, ama ben ideallerimin hikayesini doğru bir proje ile ortaya koydum. Ben 3G projesi yaptım Gönlünün Götürdüğü yere Gitmek.” Dedi.

  Kaynak : Haber Merkezi